Deli direksiyonu

  Vites değiştirmek istedi. Akşam izlediği ralli yarışlarını gözünün önüne getirdi. Motorlarından gelen homurtuları yüreğinde hissetti bir an. Adrenalin denilen salgıyı algılarıyla karşılaştırdı ,elindeki sonuç manidardı. Ralli araçlarının sürtünme katsayısını düşürmek için kullandıkları rüzgarlıklardan edinmeliydi en kısa sürede. Çünkü ne kadar uğraşsada o motor sesini ve sürati yakalayamıyordu.

 

  Mahalle kahvesinin önüne geldiğinde şöyle kafasını o yöne çevirip havalı bir geçiş yapmak istedi. İmrenir miydi acaba herkes ona. Hafifçe hızını düşürdü  direksiyonuna bağlı kornasına dokundu .Kahvehaneden gelen kahkahalar bütün heyecanını kaçırmıştı. Peşine yine mahallenin çocukları takılmıştı. Kesin onun yüzünden gülüyordu boş gezenin kahve insanaları . Kahvehaneye girdi peşine takılan çocuklara sinkaflı bir küfür savurdu.

 

  Direksiyonunu masanın üzerine bıraktı. Kahveciye bir oralet söyledi. Mutluluk herkesin hakkıydı. Paylaşmalıydı  zenginliğini bu acınası insanlarla. Bir delinin de en büyük mutluluğuyda buydu işte akıllı insanlar araçlarını yola bırakırken o yanına alabiliyordu.

 

  Güldü, güldü kahkahalar atarak, oraletini içmeden direksiyonunu eline alıp patinaj çekerek oradan ayrıldı.

Mahmut Sami Biricik

 

Sinir Olduklarım – 5

 

5-Camiye sadece namaz kıldırmaya gelen imam ve müezzinlere sinir oluyorum.

 

     Beş vakit namazı kıldırmak için camiye gelen, camiyi işleri gibi gören, devlet dairesi gibi algılayan, devlet memurlarının gösterdiği bütün kapris ve tavırları sergileyen imam ve müezzinlerden bahsediyorum. Ey güzel insanlar, ey mümin ve müttaki imam ve müezzin kardeşlerim beş vakit size gelen insanlar var, gelen bu insanlara Kur’an, hadis, akait, sohbetleri veremez misiniz? Yok veremezler çünkü çoğunun bu konularda bilgisi yok ezberlemişler bir kaç tane sure günü kurtarıyorlar da kendilerini nasıl kurtaracaklar bilemiyorum. Cuma hutbelerinde merkezden geliyor ellerinde okuyup duruyorlar bence ellerinde okumakta olduklarında anladıklarını hiç zannetmiyorum. Beş vakit geliyorlar açıyorlar devlet dairesi misali caminin kapısını namazları kıldırıp gidiyorlar. Bu arkadaşların milletin imanı ile ilgili hiç bir derdi yok anlaşılan. Bu uyuşukluğunuzun hesabını veremez siniz benden söylemesi.

 

 

Aydın Takunya

Sinir Olduklarım – 1

 

1- Camilerin çocuk seslerinden mahrum bulunuşuna sinir oluyorum.

 

    Bizzat cami imamlarıyla tartışmışlığım vardır. Bu camide neden hiç çocuk yok nasıl imamsın diyerek. Cami dediğin mahalenin odak noktasıdır, sosyal hayatın içerisinde olmalı değil midir? Mahallenin ihtiyaçlarını bir çoğunu cami görmelidir. Olurmu öyle şey demeyin bir çok örnegi mevcut. Örnek iseteyen bana ulaşabilir. Yada zahmet olmaz ise etrafınıza biraz daha dikkatli bakın. Neslin durumu ortada. Bir sonra ki neslin ne halde olacağını tahmin edebiliyoruz. Neslin düzelebilmesi için camilerin çocuklarla dolup taşması çocuk kahkahalarının kubbeleri inletmesi gerekiyor. Dikkat edin yaşlı dede torununu getirmez, “gelin izin vermiyor” der. Baba oğlunu getirmez; “internetin başından kaldıramıyorum” der. Camiye gelen bir kaç orta yaşlı insan; mahalesinde top koşturan çocukları getirmez. Sonranın sonrasını da: siz düşünün artık.

                                       

                                                                                                                                                                                                                                    Aydın Takunya

Yavaşlık…

    Emperyal Sistemin Düşünce Dünyasıyla İslamı yorulamaya çalışmak mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki; Batı Düşünce Dünyası halkı müslüman olan toplumlarda, beyni ve vicdanı uyuşmuş, tepkisiz, hissiz, özünü anlamadan detaylarda boğulan bir insan tipini amaçlar. Bu amaçlara ulaşmak adına mücadele içeriside bulunan düşün dünyasını anlamladırabilmek için sorular sormak gerekir.

 

1-Bir müslüman, emperyal sistemle neden uyum içerisinde varlığını sürdürmelidir?

2-Emperyal sistemin kan emicilerinin kannat ve söylemlerini nasıl okumak gerekir?

3Müsülamanlar neden histerik bir durumdadır?

4-Müslümanlar neden ilkesel bir tavır içerisinde giremezler?

5-İslamın evarensel anlayışı neden yerellikte boğulmaya çalışılmaktadır?

6-Ümmetin içerisinde bulunduğu kaos durumuyla ilgili düşünceler üreterek sorgulama içerisine girebilyormu? Yoksa çıkarlar ve menfatler doğrultusunda Batı Emperyalizminin söylemleriyle aynı doğrultuda tavırlar içerisine mi giriliyor?

7- Kudüs işgali kanıksanıyor mu?

8-Muhafazakkar, gelenekci, milliyetci, ırkcı ve şovanist yaklaşımlarla dünyaya yeni bir nefes getirilebilir mi?

9– Bu yaklaşımsal düşünceleri ümmette kim ve nasıl pompalamaktadır?

 

   

    Soruları çoğaltmak mümkün. Sorulan soruların cevapları ise her okurun vicdanına ve düşünce dünyasına kalmış.

 

AYDIN TAKUNYA

10. BİR KÖY HER ZAMAN VARDIR.

  En son dokuzuncu köyden de taşlanarak kovulmuştu gezgin. Güneşin battğı yere doğru ağır adımlarla yürümeye devam etti, ayaklarının şiş, karnının aç olmasına aldırış etmeden. Ay ışığının aydınlığında bir ağaç dibine oturudu, çıkınından bir parça ekmeği çıkartarak yemeye başladı. Yorulmuştu gezdiği dokuz köyden dayak yiyerek kovulmuştu. Gömleğinin iç cebinden ince bir defter çıkardı, dokuz gündür gezdiği dokuz köyün ismini tek tek yazmaya başladı.

 

 

Her koyun kendi bacağından asılır köyü.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın köyü.

Gemisini yürüten kapttan köyü.

Dilini tutan başını kurtarır köyü.

Rahat olmak isteyen sağır, kör, dilsiz olmalı köyü.

Gelene ağam, gidene paşam köyü.

Fukaranın baş ucunda oturmaktan, zenginin ayak ucunda ölmek yeğdir köyü.

Ahirette mekan dünyada iman köyü.

Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovulur köyü.

 

 

  En son köyün isminide defterine yazdıktan ve son noktayı koyduktan sonra, onuncu bir köy olamalı diye geçirdi içinden gezgin. Hiç olmadı bu köylerden kovulan onca insan yeni bir köy kurmalı. Yada var olma ihtimali bulunmalı.

 

AYDIN TAKUNYA

Cevapsız sorular ve Lakırtı.

1-Birilerini hatadan münezeh görmek piskolojik bir sorunmudur?

2-Mensupta liyakat aranırmı yoksa sadece itaat yetirlimidir?

3-Mensubun itaati kendisine bir statü kazandırır mı?

4-Mensup bu itaatiyle kendisine bir kimlik oluşturmuş olur mu?

5-Öndere hizmet hakka hizmetmidir?

6-Allahın Resülü bizlere bir mistisizm miras bırakmışmıdır?

Lakırtı:

   Bir kanaat önederinin etrafında toplanmış kemik kadro, bulunduğu mevkinin itibarını önderinden aldığının bilincinde olduğundan, önderin o koltukta oturmaya devam etmesi gerekir. Eğer bu düzen devam etmez ise kendi itibarıda zedelenecektir. Buna mukabil önderin konumunu koruyabilmesi için her türlü tedbiri alır. Bunun içindir ki önderin her kanaati tartışmasız kabul edilir ve alt birimlere ivedi bir şekilde aktarılır ve uygulaması takip edilir. Takibin nedeni ise verilen kararın sorgulanmasının önüne geçmektir. Mesupların sorgulama içerisine girmesi sıkıntılı bir durumdur, elde edilmiş olan kazanımların tehlikeye girmesine yol acar. Bu işleyiş sonrasında o kadar çok hadisizleşilir ki önderler insan üstü varlıklar olarak görülmeye başlanır. İstenen algı oluşmuştur.

Aydın Takunya