Efsunlu Bir Menevşenin Tebessümünde Gizlisin

 

 

Sen göndere çekilmiş meşakatli bir muştu

Bir güvercinin kanadında tufan

Lutfun elimden uçan bir kuştu

Gözlerin gözlerime değdiği zaman

 

Efkarımın istikrarında boğuluyor hazan

Virgüllerin yasak olduğu ülkelerden gelir sözlerin

Asimetrik bir düşün turnasısın herzaman

Abanıyor zihnime mütamadiyen gözlerin

 

Nakkaş nakış nakış işlesin çehresini sümbülün

Tecrit hırkasını giysin fasl-ı bahar

Gamdan azad olusun canı bülbülün

Kalbimdeki har baharın goncasını yakar

 

                                                                                                                                                Aydın Takunya

Sinir Olduklarım – 2

 

2-Namazı kıldırdıktan sonra herkes bir an önce çıksın diye gözünün içine bakan imam ve müezzinlere sinir oluyorum.

 

     İmamlığı hakkıyla yapanları, yaptığının bilincinde olanları tenzih ederek yazıyorum. Zatı muhterem ek iş yapıyor sanki. İnsanlara nasihat etmekten, insanların sıkıntılarını çözmekten başka ne işin olabilir ki senin, namazı kıldırdıktan sonra erkenden kaçıyorsun. Bekle herkes çıksın, bir sorusu olan vardır, derdi olan vardır, bir dinle çözüm bulamasan dahi yol göster. Ama yok bir yerde ya bir mevlit var oraya yetişecek yada zengin biri öldü ona Kur’an okumaya gidecek bunların karşılığında dünyalık bir menfaat elde edip etmedikleri kendi boyunlarına.

 

              Aydın Takunya

 

– Muamma –

 

Aceleci mi olmam lazım

Yoksa sabırlı mı

Senin yanına varmak için.

Geçen günleri saymalımıyım

Yoksa ayırmalı mıyım

Seninle olanları ve sensiz geçirdiklerimi.

 

 

Her neyse aklıma düşüren seni

Boşuna değil

Gözlerimin arkasında gizli suretin

Baktığım her noktada ayrı bir güzelliğin

Yanlızca benim görebildiğim ve hissetiğim

 

Hamit Çalışkan

Yaban_cı…

     Geçmişim kambur, geleceğim anaforlar içersinde salon bekçisi.

 

    Dikenli bir yolun başında, beynimi emen eğreti bir mahmurluk yaşıyorum.Uçurumun kenarı cennet görünüyor. Alabildiğine soğuk bir bataklığa batıyorum. Arzularımın ıslaklığı, azalarıma harici bir ürkeklik yaşatıyor. Renklerin ahengine karışıyorum.

 

    Firkatın girdabı esrararlı bir yolculuğa çıkarıyor beni. Hüzün karışımı bir malihülya isitiyorum iştiyakla. İştiyakımın hengamesi akıl almaz vesveselere sürüklüyor beni.

 

    Bedbinliğimi sükunetle harmanlıyor hicranımı engin ufuksuzluklara terkediyorum.

    Gidiyorum.

    Giderken kendimden geçiyorum.

 

    Laçkalaşmış tavrım, ukbanın berraklığına bendler koyuyor, bu dünyaya ülfetim kalbimi aheste kraplarla yokluyor. Devşirme bir geleceğin müphem duygularını yaşıyor.Vasatlığın asude bir tavarına bürünüyorum.

 

    Ve sonrasında;

    Bir lahza iflah olmaz bir izansızlık ve her lahza fosileşmiş bir duraksama yaşıyorum.

    Duruyorum.

    Melankoliyi prangaya vuruyorum.

 

    Saba makamında yıyılıyor ezan.

    İrkiliyorum.

   Ezan sesinin ruhuma işleyen dokunuşu soğuk suyun tenime değişiyle bütünleşiyor. Aklımın hamisine sığınıyorum.

 

    Saba esintisi okşarken tenimi.

    Susuyorum.

    Hercai menekşeler sunuyorum fecre.

 

 

AYDIN TAKUNYA

Cevapsız sorular ve Lakırtı.

1-Birilerini hatadan münezeh görmek piskolojik bir sorunmudur?

2-Mensupta liyakat aranırmı yoksa sadece itaat yetirlimidir?

3-Mensubun itaati kendisine bir statü kazandırır mı?

4-Mensup bu itaatiyle kendisine bir kimlik oluşturmuş olur mu?

5-Öndere hizmet hakka hizmetmidir?

6-Allahın Resülü bizlere bir mistisizm miras bırakmışmıdır?

Lakırtı:

   Bir kanaat önederinin etrafında toplanmış kemik kadro, bulunduğu mevkinin itibarını önderinden aldığının bilincinde olduğundan, önderin o koltukta oturmaya devam etmesi gerekir. Eğer bu düzen devam etmez ise kendi itibarıda zedelenecektir. Buna mukabil önderin konumunu koruyabilmesi için her türlü tedbiri alır. Bunun içindir ki önderin her kanaati tartışmasız kabul edilir ve alt birimlere ivedi bir şekilde aktarılır ve uygulaması takip edilir. Takibin nedeni ise verilen kararın sorgulanmasının önüne geçmektir. Mesupların sorgulama içerisine girmesi sıkıntılı bir durumdur, elde edilmiş olan kazanımların tehlikeye girmesine yol acar. Bu işleyiş sonrasında o kadar çok hadisizleşilir ki önderler insan üstü varlıklar olarak görülmeye başlanır. İstenen algı oluşmuştur.

Aydın Takunya

– ZAHİR –

 

Sesli Dinlemek İçin;

 

             ↓

 

 

 

 

 

 

  Kanaatlerin değişmez bir gerçek gibi algılandığı bir çağda yaşıyoruz. İşin kötü olan tarafı kendini bir kanaatin ferdi olarak gören insanın, bilincinin engelendiğinin farkında olmamasıdır. Şöyle ki; kanaat önderlerinin; düşünerek, düşündükleriyle üreterek, üretiğini sorgulayarak, sorguladıklarına sorular sorarak, soruduğu sorulardan aldığı cevaplara özgün bir yorum katarak, bilinç düzeyinin önünü açmak yerine; duşünmeyen, muhalefet etmeyen, herşeye evet diyen, neden evet dediğinin bilgisine vakıf olamayan, kanaat önderlerinin her söylediğini doğru kabul eden bir durum ortaya çıkmıştır.

 

  Benliğini sorgulamayan, aktarılan bilgileri vicdan süzgecinden geçirmeden kabul eden bireylerin, ahlaki ve vicdani yönlerinin kararmaya başması muhtemeldir. Kendi bireysel çıkarlarının mücadelisi içerisine giren insanlardan hakkı söylemeleri beklenmez.

 

  Gücü elinde bulunduranlardan, ikdidarların söylemlerine göre konum belirleyenlerden, muhalefet etmesi beklenemeyeceği gibi hakkı söylemeleri de beklenemez. Hakkı söylemekten çekinen, konuşlaması gereken yerde ağzını bıcak açmayan, susması gerektiği yerde sürekli kendini tekrarlayan insan, bir papağana benzer. Papağanlar ölene kadar kendilerine öğretileni bir kaç kelimeyle tekrar eder. Düşünmek gerekir, hakikat tekrar edilenlerin ötesinde bir durumudur?

 

  Yıllarca muhalefet edilerek katil denilenlerle, aynı çıkarlar paylaşılıyor ve mütefik duruma geliniliyorsa, birey olarak yılardır karşı çıkılan zulümlere ses çıkartılmıyorsa, şapka kanunuyla başımıza geçirilen kepleri masanın üzerine koyup kafaları kaşıma vakti gelmiş demektir.

 

Not:

  Muhafazakar insan içinde bulunduğu durumun gidişatına göre yön bulurken kendine, değişimden ve değişmekten her zaman korkar. Maddi imkanlarını yoluna sokmuş, içinde bulunduğumuz sistemin tüketim ve konforuna alışkanlık kazanmaya başlamışsa, kendi çıkarlarıyla uyuşan eylemler içerisine girer ve kanatlerini bu ölçüde kullanır. Bu insalardan zulüm ve mazlum kavramlarını duyamazsınız.

 

 

                                                                                                                 Aydın Takunya