Sinir Olduklarım – 5

 

5-Camiye sadece namaz kıldırmaya gelen imam ve müezzinlere sinir oluyorum.

 

     Beş vakit namazı kıldırmak için camiye gelen, camiyi işleri gibi gören, devlet dairesi gibi algılayan, devlet memurlarının gösterdiği bütün kapris ve tavırları sergileyen imam ve müezzinlerden bahsediyorum. Ey güzel insanlar, ey mümin ve müttaki imam ve müezzin kardeşlerim beş vakit size gelen insanlar var, gelen bu insanlara Kur’an, hadis, akait, sohbetleri veremez misiniz? Yok veremezler çünkü çoğunun bu konularda bilgisi yok ezberlemişler bir kaç tane sure günü kurtarıyorlar da kendilerini nasıl kurtaracaklar bilemiyorum. Cuma hutbelerinde merkezden geliyor ellerinde okuyup duruyorlar bence ellerinde okumakta olduklarında anladıklarını hiç zannetmiyorum. Beş vakit geliyorlar açıyorlar devlet dairesi misali caminin kapısını namazları kıldırıp gidiyorlar. Bu arkadaşların milletin imanı ile ilgili hiç bir derdi yok anlaşılan. Bu uyuşukluğunuzun hesabını veremez siniz benden söylemesi.

 

 

Aydın Takunya

Sinir Olduklarım – 4

 

4- Camide koşturan çocuklara (ki zaten az) bağıran bey amcalara sinir oluyorum.

 

       “Hala var mı böyle durumlar” diye soruyor olabilirsiniz. Daha geçenlerde şahit olmuşluğum var. Camide koşturan bir kaç çocuğu bastonuyla kovalayan bir bey amca görünce bastonunu zor aldım elinden. İçimden geçen duygu bastonu bey amcanın kafasına geçirmekti lakin vicdanım el vermedi yaşlıdır diyerek yapma bey amca bunlar bizim geleceğimiz dedimsem de pek dinletemedim neredeyse bende sopayı kafama yiyecektim. Bu bey amcaların kıldıkları namazları emekliliklerinden sonrasına denk geldiği için camide çocukları görmeye pek tahammül edemiyorlar. Yada evden torunlarının gürültüsünden kaçıp camiye gelmiş olsa gerek ki burada da çocuk seslerini duyunca irkiliyorlar.

 

 

Aydın Takunya

Sinir Olduklarım – 3

3- Cami önünde namaz öncesi siyaset konuşan yaşlı bey amcalara sinir oluyorum.

 

     Altmış yaşına kadar ne yaptığı belli olmayan, bu yaşına kadar anlı secde görmemiş, yığdığı malların nasıl kazandığının hesabını veremeyen, kazandığı bu dünyalıkla hacca gidip tam bir arınma sağladığını sanan bey amcalardan bahsediyorum. Bu yaşına kadar ömrün siyasetle geçmiş, iş yerinde siyaset yapıp mevki makam sahibi olmuşsun, akrabalarına, arkadaşlarına siyasetten yaklaşmışsın. Çıkarın olmayan hiç bir kimseyle dost olamamışsın. Bari bu siyasetini altmışından sonra camiye sokma. Sen altmışından sonra her şeyi çok bildiğini zannedersin hemde bu yaştan sonra din adına ahkam kesersin. İmamı beğenmesin, cemaati beğenmesin, doğru olan her şeye muhalifisin. Ömrünün son deminde ölüm korkusunun ağır basmasıyla camiye atmışsın kendini onu da doğru düzgün yap be bey amcacığım.

 

Aydın Takunya

Sinir Olduklarım – 2

 

2-Namazı kıldırdıktan sonra herkes bir an önce çıksın diye gözünün içine bakan imam ve müezzinlere sinir oluyorum.

 

     İmamlığı hakkıyla yapanları, yaptığının bilincinde olanları tenzih ederek yazıyorum. Zatı muhterem ek iş yapıyor sanki. İnsanlara nasihat etmekten, insanların sıkıntılarını çözmekten başka ne işin olabilir ki senin, namazı kıldırdıktan sonra erkenden kaçıyorsun. Bekle herkes çıksın, bir sorusu olan vardır, derdi olan vardır, bir dinle çözüm bulamasan dahi yol göster. Ama yok bir yerde ya bir mevlit var oraya yetişecek yada zengin biri öldü ona Kur’an okumaya gidecek bunların karşılığında dünyalık bir menfaat elde edip etmedikleri kendi boyunlarına.

 

              Aydın Takunya

 

Sinir Olduklarım – 1

 

1- Camilerin çocuk seslerinden mahrum bulunuşuna sinir oluyorum.

 

    Bizzat cami imamlarıyla tartışmışlığım vardır. Bu camide neden hiç çocuk yok nasıl imamsın diyerek. Cami dediğin mahalenin odak noktasıdır, sosyal hayatın içerisinde olmalı değil midir? Mahallenin ihtiyaçlarını bir çoğunu cami görmelidir. Olurmu öyle şey demeyin bir çok örnegi mevcut. Örnek iseteyen bana ulaşabilir. Yada zahmet olmaz ise etrafınıza biraz daha dikkatli bakın. Neslin durumu ortada. Bir sonra ki neslin ne halde olacağını tahmin edebiliyoruz. Neslin düzelebilmesi için camilerin çocuklarla dolup taşması çocuk kahkahalarının kubbeleri inletmesi gerekiyor. Dikkat edin yaşlı dede torununu getirmez, “gelin izin vermiyor” der. Baba oğlunu getirmez; “internetin başından kaldıramıyorum” der. Camiye gelen bir kaç orta yaşlı insan; mahalesinde top koşturan çocukları getirmez. Sonranın sonrasını da: siz düşünün artık.

                                       

                                                                                                                                                                                                                                    Aydın Takunya

– Bir Ramazan Masalı –

[slideshow_deploy id=’1590′]

 

   Allahın sözünden ve gösterdiği yoldan daha doğru bir yol olmadığını bilerek, mutlak otorite sahibi olan Rabbimize; mümkün olanın en mümkünüyle, bağışlanma dileyerek, geçip giden ramazanların en hayırlısını geçirdiğimizi umut ederek, bizleri bayram sabahına ulaştıran Allaha şükrediyoruz. Bizler biliyoruz ki (bir’e) kul olmayan (bin’e) kul olur; Allah’a kullukta insan yücelir ve hürleşir, kula kullukta ise esaret ve küçülme vardır.

 

   Küfrü, şirki ve tağutu hakim kılmaya çalışan yeni dünya düzeni, bu senede inananların yakasını bırakmadı. Kendilerinden bekleneni yapmak konusunda bizleri şaşırtmayıp, her sene olduğu gibi bu sende küfürlerine, yalanlarına devam ettiler. Din adına bizlere sunulanlar, tv kanallarında hoca efendiler, saatlerce konuştular konuştukça uyutmaya devam ettiler. Reklamlarımız vardı ardı arkası kesilmeyen, bankalar faizi ramazana katık ettiler, çok uluslu şirketlerin markaları orucumuzu kutladılar. Ürünlerini satın alma koşulunda!

 

   Akşam namazından sonra teraviye gitmek ağır geldi nefislerimize, uhreviyetle yoğrulmuş porgramlar izledik çocuklarımızla; eşlerimiz bildi biz bilmedik, feleği çarklandırdık gece yarılarına kadar. Ramazanın sonunda tuttuğumuz oruçlarla bağışlanma diledik. Bunlar ve dahi niceleri ola gelirken dünyada ki mazlum milletleri pas geçtik, yaradanın bizi pas geçme ihtimalini unutarak.

 

   Yazıyı daha fazla uzatmanın anlamsızlığını bilerek, en doğrusunu Allah ve Resulü bilir diyerek, geçip giden ramazanı özetleyen bir kaç Ayetle son noktayı koyuyuyoruz.

 

   Onlar sağır dilsiz ve kördürler.(Bakara 18)

 

   Benim ayetlerimi az bir beddelle (dünyalık karşılığı) satmayın ve ancak (benim emrime uygun yaşayın) ve yalnız (benim azabımdan) korkun!(Bakara 41)

 

   Siz kendinizi unutupta diğer insanlara iylik yapmalarını mı emrediyorzunuz? (Bakara 44)

 

   Ey iman edenler! Allahın emirlerine uygun yaşayın / aykırı davranmaktan sakının. Eğer gerçek müminler iseniz artık kalan faizi bırakın almayın. (Bakara 278)

 

 

Takunya Sesleri

– DUA –

[slideshow_deploy id=’1563′]

 

Allah’ım!

Senin iznin ve yardımınla sabaha eriyor akşamaları buluyoruz. Yine senin izninle yaşıyor ve ölüyoruz. Biliyoruz ki dünya telaşımızın sonununda dönüş sanadır.

 

Allah’ım!

Öfkenden rızana; cezandan affına sığnıyoruz. Öfkene sebep olan her şeyden sana sığınıyoruz. Senden yine sana sığınıyoruz. Dünyada ki hiçbir kelime hiçbir cümle seni övmeye yetemez biliyoruz. Yarabi! Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.

 

Allah’ım!

Kederden ve üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan fakirlikten, yokluktan sana sığınırız. Yarabi! Zilletten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan da sana sığnırız.

 

Allah’ım!

Sapkınlığa düşmekten veya başkalarını sapkınlığa düşürmekten, hataya düşmekten veya başkalarını hataya düşürmekten, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmatan sana sığınırız.

 

Allah’ım!

Cehenneme götüren fitneden, cehenemin azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırız. Yarabi! Bizler senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyoruz.

 

Allah’ım!

Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, kabul olmayan duadan, doymayan nefisten sana sığınıyoruz. Ey kalpleri halden hale çeviren Allah’ım, kalbimizi dinin üzerine sabit kıl.

 

Allah’ım!

Bizleri iylik işledikleri zaman sevinen ve kötülük yaptıkları zaman bağışlanma dileyen kullarından eyle. Yarabi! Bizler senin rahmetini umuyoruz, bizleri göz açıp kapayıncaya kadar da olsa nefsimizle başbaşa bırakma. Halimizi tümüyle düzelt.

 

Allah’ım!

Seni anmak, sana şürkertmek, sana güzelce kulluk etmekte bizlere yardım et. Yarabi! Kalplerimizi birleştir. Aramızı düzelt ve bizi kurtuluş yollarına illet. Biz müslümünları karanlıklardan aydınlığa çıkar.  Her türlü övgü alamlerin Rabbi olan Allah’a mühsustur. (AMİN)

 

TAKUNYA SESLERİ