Yaban_cı…

     Geçmişim kambur, geleceğim anaforlar içersinde salon bekçisi.

 

    Dikenli bir yolun başında, beynimi emen eğreti bir mahmurluk yaşıyorum.Uçurumun kenarı cennet görünüyor. Alabildiğine soğuk bir bataklığa batıyorum. Arzularımın ıslaklığı, azalarıma harici bir ürkeklik yaşatıyor. Renklerin ahengine karışıyorum.

 

    Firkatın girdabı esrararlı bir yolculuğa çıkarıyor beni. Hüzün karışımı bir malihülya isitiyorum iştiyakla. İştiyakımın hengamesi akıl almaz vesveselere sürüklüyor beni.

 

    Bedbinliğimi sükunetle harmanlıyor hicranımı engin ufuksuzluklara terkediyorum.

    Gidiyorum.

    Giderken kendimden geçiyorum.

 

    Laçkalaşmış tavrım, ukbanın berraklığına bendler koyuyor, bu dünyaya ülfetim kalbimi aheste kraplarla yokluyor. Devşirme bir geleceğin müphem duygularını yaşıyor.Vasatlığın asude bir tavarına bürünüyorum.

 

    Ve sonrasında;

    Bir lahza iflah olmaz bir izansızlık ve her lahza fosileşmiş bir duraksama yaşıyorum.

    Duruyorum.

    Melankoliyi prangaya vuruyorum.

 

    Saba makamında yıyılıyor ezan.

    İrkiliyorum.

   Ezan sesinin ruhuma işleyen dokunuşu soğuk suyun tenime değişiyle bütünleşiyor. Aklımın hamisine sığınıyorum.

 

    Saba esintisi okşarken tenimi.

    Susuyorum.

    Hercai menekşeler sunuyorum fecre.

 

 

AYDIN TAKUNYA