LİSAN-I HAL

   İçinde yaşadığımız, yaşayacağımız ve yaşamaya devam edeceğimiz sisteme, eleştirel bir bakış açısı getirilebilinmelidir. Bütün korkulardan uzak, bağımsız, farkındalık yaratabilecek düşünceler üretilmelidir. İçimize işlemiş olan ılım ve hoşgörü kavramları; bağımsız, muhalif ve eleştirel bir bakış açısı konulmasının önünde bir engeldir. Bu iki kavramın ötesine geçildiğinde sistemin kendisi tarafından; marjinal, aşırı olarak nitelediriliyor ve itibarsızlaştırılarak ötekileşitiriliyor olunsa da; vicdanlı ve hakkı söylemeyi şiar edinmiş olan bir insanın, kurulu düzenin yanlışlarıyla kendini tanımlamamak adına mücadele içerisinde olmasından daha doğru birşey olamazdı zaten.

   Hak ve hakikat söylenemez durumda. Oteriteye yanlışları haykırılamıyor. Liderler kutsallaştırıldığından beşer olduğunun ve her beşerin şaşabileceğine dikkat çekilmiyor. Cemat tarikat ve parti liderlerine bir kutsallık atfedildiğinden ilkin; “bizim ” ve “benim” demeye başlanıyor ardından benim cematim, benim liderime, kadar gidiyor. Biz ve ben etrafında kümeleşen insanlar, artık bir çıkar ilişkisi içerisine girmeye başlıyor. Çıkarlar zincirine bulaşmış bir gruptan yahut insandan doğruları söylemesi beklenemez.

 

   Cemaat ve tarikat mensuplarının hayatlarının, rüyalar ve menkıbelerle yönlendiriliyor olmasının bir açıklaması olamaz. Popüler kültürle adapte olmuş cemaat ve tarikatların hakkı söylemek adına muhalefet etmeleri beklenemez. Bu itikadi ve imani bir çöküştür. Bu tür yaklaşımlar bölgeselliği geçemeyeceğinden ümmet bilincinden uzaktırlar. Hayata yaklaşımları tarikat ve cemaat liderlerinin kanaatleriyle şekillenir. Mensupların itiraz etme, soru sorma ve sorgulama hakkı yoktur. Liderler yaptıklarının ve söylediklerinin sorgulanmasını istemezler, tek hakikatin kendi söylemleri olduğuna inanılmasını istereler. Söyledikleride sistemin paslı çarklarının işlerlik kazanmasının ötesine götürmez. İnanan insanın itaati ve sessizliği seçmesi kolaycılığa kaçması statükoya hizmet etmesi demektir.

 

   Düşünmek ve üretmek yerine sürekli olarak Şeyh Efendi böyle buyuruyor, Hoca Efendinin kanaati böyledir, Üstadımız en doğrusunu söylemiştir, Abilerimizin düşüncesi en doğrusudur, yaklaşımlarıyla bugüne özgü islami sorunların hiçbirine çözüm üretilemez. Hayatı bütün yönleriyle anlayamayacağımız gibi; tek düze, sorgulama yapmayan, itaatkar bireyler hali alınır.

 

   Zihinlerini başkalarına sunan insanlar, kendisi olamadığı gibi kendi tercihlerini yapmaktan muaftırlar. Tek bir tercih yaparak, ”düşün dünyalarını” tek ele teslim etmişlerdir. Unutulmamalıdır ki yerellikten kurtulup ümmetin sıkıntısıyla dertlenmeyen, kendi yerellikleri doğrultusunda doğrularını üretmeye çalışan ve bunu mensuplarına dayatan hiç bir oluşum başarılı olamaz. Çok konuşup az düşünen insanların az da olsa meal sayfalarını karıştırdıklarında bu meseleyi idrak etmeleri hiçte zor olmayacaktır.

 

   İnancın; cematlerden, tarikatlerden, siyasi partilerden, ırkçı yaklaşıların anlayışından kurtarıp, gelenekçi ve muhafazakar yaklaşamlardan uzaklaştırıldığında, ancak islamın özündeki evrenseliğe ulaşılabilir.

                                                                                                                                                                                                                                                    Aydın Takunya

aydintakunya@takunyasesleri.com

 

Alternatif Düğün

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Allahın emri Peygamberin kavli ile istiyeyim seni

sağ dizimin üstüne çöküp

kuyumcudan seçtiğim

tek taşı uzatayım gözlerinin içine bakarak.

Usulca bir iki kelime dökülsün ağzımdan

dokunaklı mı yoksa naif mi?

Belki de gerek yok romantik olsun daha etkili.

 

Gel evlenelim sevgili seninle,

imam nikahımız kıyılsın,

mehir koyalım gram gram,

devlet nikahımızın cüzdanın üstüne.

 

Tam pansiyon tatil seçelim bir avm den

ulaşım dahil olsun herşeyimize,

tur şirketi karar versin

aşkımızın yatak odasının şekline.
Ben geçen sene aldığım,

üzerinde sağ elini havaya kaldırmış,

kadın resmi olan haşemamı giyeyim.

Hem tebliğ yaparım hem de fazla masraf etmeyelim,

İsraf haramdır…

 

 

Geçim derdi vurmasın bize,

bankalara yatsın maaşlarım,

ek hesaplarım olsun paramın bittiği yerde,

imdadıma yetişen.
Bir şezlongda akşam gün batımını izleyelim,

Önümüzden tur tekneleri geçsin,

tam karşımızdan,

müzikler çalarken içindekiler göbek atsın.

kum, güneş, deniz, hakikat,

kalbimizde derin bir sızı,

bir ayet; çok gerçek, çok korkutucu, çok güzel, çok derin,

ve ölüm çok yakında

aklımın tam orta yerinde.

 

Gece çorbasına gidelim

açık büfeden aldığımız kolayı yudumlarken,

gözlerimiz sussun, kelimeler dile gelsin.

Ben sana muhafazakar cümleler sarfedeyim

duvarda asılı televizyonda kutlu doğum haftası kutlansın.

 

 

Şiir okurum belki ilerde evimizde sana İsmet abiden,

evimizin en yüksek yerinden bulduğum,

eski bir derginin katlanmış yapraklarından.

Haftada bir günde sohbete giderim,

üzerine bir saate çay içeriz dostlarla,

memleketi kurtaran konuşmalar yaparız,

belkide yapmayız,

ne de olsa artık muhafazakar dostlar iktidar.

 

 

İktidar dedim de aklıma geldi,

yeşil gözlü bir çoçuğumuz olsun Allah hayırlısını verirse,

yazları kuran kursuna göndeririz,

okulda da bir abi ayarlarız,

nede olsa arkadaşlıklar önemli,

gün gelir devran döner,

devlette sağlam dostları olur arkasını dayadığı.

 

Cevap vermedin sevdiceğim,

anladım senin kafan karışık,

bu aralar memlekette karışık,

neyse bitanem sen düşün bana mesajla cevabını iletirsin.

 

MAHMUT SAMİ BİRİCİK