Sükut-u Lisan

 

  Susmak, bir hal üzerine olmaktır ki bu hal büyük bir çaba ister. Söylenen sözün bir anlamı yoksa konuşmak her zaman yük getirir insana.

 

  Fuzuli, maksatsız, anlamsız, boş konuşarak ömür tüketmektense, sükutun mana iklimiyle kucaklaşabilmek “sus” kapısından geçerek hikmete ulaşabilmek ancak uzletle mümkün olur.

 

 

  Sükut için uzlet, uzlet için ülfetten kopmak gerek. Sükuta ermek; sadece bir anlığına herşeyden ve herkesten uzakta düşünmek ve sadece düşünebilmek için zaman ayırabilmekle mümkün.

 

  Vakti kuşanmak gerekir, vakti kuşanamayan insan boş insandır. Boş insan çok konuşur; fakat boş konuşur, boş konuşandan gürültü çıkar sadece. Boş olanı doldurmak gerekir ki bunun için insanın vaktinin bulunmaması lazım gelir.

 

  İnsan sükutu tercih ettikçe pişer, içe dönük bir değişim ve dönüşüm yaşamaya başlar. Bir vakit, kısa süreliğinede olsa yaşadığımız bu uzaklaşmanın ardından geri dönüldüğünde konuşulanlara yabancılaştığınızı fark edersiniz. Hayat sanki yavaşlamaya başlamıştır. Konuşulanlar anlamsızlaşmaya insanların sıkıcı bir hal üzere olduklarını görürsünüz.

 

  İnsanların bu halleri; sözün kıymetinin idrakine, “sus” un o soğuk, bir o kadar sessiz, ıssız, karanlık görünüşünün ardında ki sıcaklığına kapı aralar. Ruhunuz örselenmiş ve kendisine gelmiştir. Hayaller, sevinçler, hepsi anlamsız bir bütünün parçalarından ibarettir artık, sükutun sessizliği telaşınızı bitirmiştir.

 

Aydın Takunya