Bölüm – 4: İletişim Araçları ve Modernleşme

Modern iletişim araçları dünyayı global bir köy haline getirmiş, gerekli gereksiz bir çok bilgiye vakıf olmamızı sağlamıştır. Fakat bireyselleştirilerek duyarsızlaştırılan insan dünyanın bilgisine sahip olmaya başlamıştır, velev ki sadece bilmekle kalmakta ve izlemektedir. Olan onca olaylar sanki bizi değil de başka bir evrenin varlıklarını ilgilendiriyormuşçasına hareket ediyoruz. Meydana gelen gelişmeler insanlığın yok olduğunu sadece maddi menfaatin el üstünde tutulduğunu gösteren acı bir gerçektir. Gözümüzün önünde görünmeyen bir sis perdesi var sanki, kulaklarımızda da sadece günlük olayları duyan bir tampon istediğimizi duyuyoruz, görüyoruz; istemediğimizi ise ben dünyasında bizi ilgilendirmediğini düşünüyoruz.

İletişim araçlarının görsel ve yazınsal medya aracılığıyla tüketiciye hayran kılınacak bir ambalajla sunarak empoze ettiği tüketim kültürü, beraberinde bencilleşmeyi getirmiş. Bencilleşme süreci para sahibi olan herkesin istediği her şeyi alabileceğine ve rüyalarında bile göremediği bir şekilde yaşayacağına inandırmıştır. Kitle iletişim araçları insanları kapitalist sistemin kölesi olmaya zorlanmıştır. Eğer başımızı gömdüğümüz TV ekranından kurtarabilirsek kendimizi fark etmenin farkındalığına varacağız. Ve gözümüzün önünde duran çocukların ve veya çocuklarımızın bir bitkiden farksız yaşadığını idrak etmenin acısını yaşayacağız. Gençlerimizin arkadaşlık derecelerinin sahip oldukları mallarla iphone ve playstation larla muteber olduğunu göreceğiz ve inanın kahrolmayacağız. Çünkü bizler dahi bu tür zaba zingoları ihtiyaç olarak nitelendirdiğimiz için hak vereceğiz ve genç diyeceğiz ve geçeceğiz.

Bir millet ancak böyle çökertilebilir di diye beylik sözlerle devam etmeyeceğim elbet, şöyle devam etmek işime geldi nede olsa kalem benim elimde ve istediğim gibi at koşturma özgürlüğüne sahibim; 🙂

Modern tüketiciler aslında belirli bir ürün değil, duygu satın almakta bu duyguların ise reklam ve ürüne katılan düşünceler tarafından ortaya çıkarıldığı hepimizce bilindik bir durum. Medya ve iletişim araçlarının etkisiyle insan bireyselleştirilerek bencilleştirilmiş bir durumda. Bu bencilleşme beraberinde pasif ilişkiye dönük bir kültür oluşturulmakta ve insanlar kendi dünyalarında evlerine kendilerini hapsetmekte. Hapsedilen birey çocukluğundan başlayarak ergenliğininin önemli safhalarını evinde hapis olarak geçirmekte, böyle bir karakterin aile kurduğunu ve topluma yeni bireyler kazandırdığını düşünün. Düşünün anlayacağınız cümlenin devamını getirmeye gerek yok sadece düşünün.. .

Aynı anda yaşadığımız bu dünya, aynı anda hem küçülüyor, hem de büyüyor. Zira uzak mesafelerle bu kadar ilişkide bulunmamıştık ve görmemiştik. Fakat bizler evlerimize kapanıyor her şeyi buradan izliyoruz. İletişim araçlarıyla dünya bir o kadar yakınken bir o kadar da uzak görünüyor. Ana haber bültenlerinde New York ’a bağlanıyoruz kelimeleriyle birden kendimizi başka alemlerde görüyoruz.

Anlatmaya çalıştıklarımı bağlamaya çalışırsak eğer diyebilirim ki; kendi kendimizi yaşamak için bir çaba içinde olmalı janjanlı ambalajlar içinde iletişim araçlarıyla bizlere sunulanların cebinizdeki parayı hortumlamak için olduğunu unutmamalı vesselam.